varken görülmez olursun ilk adın çıkar ve ilk adın unutulur sonra nefesin... açtığın kapı girişte değil de çıkışta meydana çıkış... meydan sız kentlerin meydanına çıkmaz sokaklarda kalır aklın önce tellallar çıkar sesi kısar davullar... söz kaçar kulak kalır... söz; yediveren gülüdür bir acı kahvede gidiverir az önceye yaşlı bir ağaç kavuğunda tıraşa damat tıraşına... hoş kubbede seda imiş terane taze mekana düşerken söz masala ekilmiş destanı saklar masala saklı "ben"li yaralar... pazar bulup pazarlanır... benler, benlere kavuşur anka kuşu küllerine... varken görülmez olursun ve bir bensiz mülkiyetsizlikte ve lakin diğer benler bulur benlerini unutulmaz anılardan kaçtığında fotoğraflar, var olmanın tapusu fotoğrafta mülkiyetin bir siluet gözden ırak gönülden ırak derler ya... benliğine hükümsüzlük vurmuş anlar sensiz atide çerçevelenmiş, kutsanmış benler... tüm eskiler gibi şansız ve adsız kalmış, yenik düşmüş benlerden ırak... "ben...
Kayıtlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
bir yere ait olmak yada bir yerli olmak... çok sık kullanılan bir sözcüktür memleket neresi... bunun cevabı yeni zamanlarda eskisi kadar kolay değil... bir dönem kestirmeden doğduğun yer değil doyduğun yerdir denirdi... evet doyduğun yerli olmak... doyduğun yerli olmak önemli bir toplumsal kaçıştır... birde "kentli olmak" kavramı var... "memleket nere" kadar önemli bir araç insanların toplumsal ilişkisinde... şimdi ban sorduklarında memleket neresi diye hiç düşünmeden doğum yerimi söylerdim ve hali hazırda da söylemeye devam ediyorum... aslında yaşamımın en kısa süresini yaşadığım yerdir doğum yerim... iki aşamalıdır bu sürede; ilki,doğumdan aile göçünün İstanbul'a geçmesine kadar ki bir yıl ve ikincisi liseli yılların son bir buçuk senesi... geri kalan yıllarda iki bölümlü İstanbul hikayesidir... biri çocukluk ve gençliğimin şekillendiği Koca Mustafa Paşa, Yedikule, Samatya semtlerinin geçtiği üçgen arada bir buçuk yıllık doğum yerime dönüş, bir yıllı...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
bu sabah bir selam ile derinden etkilendim ki sormayın... ve ikna oldum ki tam olarak ve tüm yaşanan deneyimler göstermektedir ki: okumuş-yazmış,, mal-mülk sahibi olup ekabir sınıfına dahil olmak için geldiği ve geçtiği yolları yitiren bir zihniyet yeşeriyor var olanların yanı sıra... bu zihniyet: teba olmaktan birey olmaya geçemeyen zihniyet ve bildim ki bildiklerimin yanı sıra çaresiz birlikte bu topraklarda yaşamak zorundayız bu zihniyet ile... ve bu zihniyetin varlığından güç alan ve kendilerine sosyal statü de dahil olmak üzere ikbal yapanların pompaladığı ve işaret ettiği üzre kurulan tekrar cümlelerin varlığı ve yoğunluğu tüm diğer gerçeklerin görünür olmasını zorlasa da bu coğrafyanın ürettiği değerli sözlerden bir de çok kıymetli ki: "buda güneş balçık ile sıvanmaz... " bu cümle belki bu gidişatın geleceği hakkında bu ışık hali... hal bu iken ve ne güçlü bir var oluş halidir ki teba olma deneyiminin maliyeti bir bir bilinse de birey olmak yerine bireye tabi olma ha...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
bir tek şüphe düşerse mermiye ölüm haram bedene... haram ölümlü bedenler ve ki şüpheli kurşunlar... ölüm toprakla hemhal olmak fikir zikre köle... vicdan, vakitsiz ölüme isyan!... helvasız definler abdestsiz tutulan saflarda namaz... şüphe düşerse mermiye ölüm haram bedene toprak ile hemhal olan beden bedene zikir, kurşuna destan... zikirsiz beden, destansız kurşun... vicdan, güz mevsimi sararmadan kar, edepsizliği örtmeden... her yer ak oldu sananlar kara toprak güneşin nöbetinde gelecek gün... kara toprak donanacak: vicdan.. mermi...ölüm...vicdan... c ince 21 Eylül 2017
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
kendiliğinden var olamayanların kazık çakarak yok olmama mücadeleleri özel kıymete tabi olmalı ki... yılları kazığa bağlanmış variyetsizlik... para çiseyişlerini ile sağanak yağışları arasında tercihsiz, damlaya damlaya göl oluru gerçekleyen zihnin arpalığından var edilenin şemsiyesiz gezdiği kanısı ile kendine yağan kısmından çıkardığı sinekten yağı parlatarak mekansal varlıklarını kutsallaştırma anlarına tanık olmak... kapıdan kovulduğunda bacadan girme yetisine sahip olan ları yitik yüzlerini biçimlendirip kendi sosyal variyetinin aurasından yararlananları görselleştirmek ve ardı sinek kanadından çıkan yağ ile auralanmak... çökmüş bir mekandan yeni mekansal bir besin üreterek yüceltme hissiyatı ile sisli havanın yaratığı dumanın gizeminde saklanarak her yere nüfus eden ve kuyruğu metropol artığı ile gölgesine düştüğünü görmez olup kendi sosyal aurasından yansıyan cepsel durumuda kutsallaştırmak için kendi adını kutsallaştırarak tarihe kayt etme destansılığında olmak.... en büyük ...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
bazı anlar vardır ki susmak konuşmaktan daha zordur... birden vatan hainliği seni bekler hemen köşe başında... esen fırtınanın başlangıcını kaçırır, düşen yaprağı son bahar esintisinin doğal neticesi sanırsın olayı... o aslında büyük bir kasırganın öncüsüdür... tüm emperyaller bir konuda aynı şeyi söylüyorsa bir derin nefes alıp yeniden ve yeniden bakmak lazım itidal ile... hamaset saatlerinin tecrübesi ve getirisi bu kadar netken... itidal...itidal..itidal... toplumsal olarak yakalandığımız Alzheimer hastalığından kurtulup, uzak geçmişi hatırlayıp yakın geçmişi unutmaktan vaz geçmeliyiz... yakın geçmişteki deneyimlerimizi unutmamalıyız... yoksa tuvalete giderken de gelip birileri elinizden tutup götürmeye başladımı; ahımız ve de vahımız gök kubbeyi doldursada kaçan tren bir daha ki istasyonda yakalanmaz... ve kolunuza girenin kim olduğunu hatırlamanızın bir anlamı kalmaz... güler yüzü ile senin kolunda seni helaya götürmektedir yalnızca.... burada ki tren binipte istediği...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
bazen korkularında kaybolur insanlar, bazen yolda... bazen yağmurda susuzluk çeker... bazen çölde vahaya düşer... bazen üç elma düşer... elma nereden düşer...bazen masaldan bazen Newton'un altında oturduğu ağaçtan... lakin düşen elma nereden düşerse düşsün korkularınız düşmesin... pambık prensesin nefes borusunu tıkayan da bir elma derler... birde suni teneffüs ile çıkmadığı alttan sert bir basınca ihtiyaç olduğu dedikodusu vardır... neyse ki korkunun ecele faydası yok... d ostlar diyarında korkular iyidir... dost ile dostu bulur... dost ile dostu yitirirsin... az gidersin uz gidersin döner bir bakarsın kokuların bir arpa boyu yola takılmış kalmış... sonra durug... düşünürsün; pirelerin berberlik yaptığı dönemde sakal tıraşını yapan pireye nasıl güvenmiş tellal deve... ya boynuna geldiğinde ustura kayarsa... gönlün korsuz uyur musun koltukta... pireler berberliği, develer tellallığı bıraktığından bu yana... Midas'ın kepçe kulakları her şeyi duyar olmuş lakin keloğlanı...