varken görülmez olursun
ilk adın çıkar ve ilk adın unutulur
sonra nefesin... açtığın kapı
girişte değil de çıkışta
meydana çıkış...
meydan sız kentlerin meydanına
çıkmaz sokaklarda kalır aklın
önce tellallar çıkar
sesi kısar davullar...
söz kaçar kulak kalır...
söz;
yediveren gülüdür bir acı kahvede
gidiverir az önceye
yaşlı bir ağaç kavuğunda tıraşa
damat tıraşına...
hoş kubbede seda imiş terane
taze mekana düşerken söz
masala ekilmiş destanı saklar
masala saklı "ben"li yaralar...
pazar bulup pazarlanır...
benler, benlere kavuşur
anka kuşu küllerine...
varken görülmez olursun
ve bir bensiz mülkiyetsizlikte
ve lakin
diğer benler bulur benlerini
unutulmaz anılardan kaçtığında
fotoğraflar,
var olmanın tapusu
fotoğrafta mülkiyetin bir siluet
gözden ırak gönülden ırak derler ya...
benliğine hükümsüzlük vurmuş anlar sensiz
atide
çerçevelenmiş, kutsanmış benler...
tüm eskiler gibi şansız ve adsız kalmış,
yenik düşmüş benlerden ırak...
"ben" içinde saklı tohuma methiye...
dün bugüne, bugün düne gebe
ay güneşe, güneş aya ebe...
ebe ki dünya nefese mekan
söz yalana gebe tohum çatlamaya,
kalem söze...
söz, "ben" çoğulda var oldukça
bensizlik uykusuna ninni
e güleme e...
e benime e...
ninni düzenime ninni...

c ince 15 Ekim 2017

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar