Bahçe Duvarı...
koşarak geldi... elma bahçesini çepeçevre çeviren moloz taştan yapılmış bahçe duvarının dibine oturdu... geçen yaz elma ağacına tırmanmak için ağaca çıkmaya çalışırken çocukların düşürdüğü taşı yerden kaldırdı.. taşın gölgesinde kalan nemli toprak bir solucan ailesine yuva olmuştu... yerden eline aldığı kurumuş ince bir elma dalı parçası ile solucanları dürtü... çaresizlik içinde oldukları yere iyice büzüşen solucanlar kendilerini toplayıp kaçmaya yeltenseler de taşın nemli altlığının dışına kadar kaçmaları için harcayacakları enerji ve zamana sahip olmadıklarının farkındaydılar... üstelik bu enerjiye sahip olsalar da ardından kurumuş olan toprak ulaşacaklardı da neye ulaşmış olacaklardı ki... bu uğraş çok ama çok anlamsızdı.... bu kalkışma için karar vermek yada kaderlerine razı olmak ile olmamak arasında solucanlar mücadele ederken, solucanları dürten çocuk bunlardan habersiz hızla yürüdü... az ilerde bir karınca kolisinin aylarca uğraşarak yapmış olduğu küçük toprak tepeciği yöneldi ve ayağının ucu ile bir tekmede bozdu...karıncalardan toprak üstünde kalanlar, sırtlarında kendi ağırlıklarının on katı ağırlığındaki yüklerini bırakıp koloni girişlerine yönelseler de her şey dağılmıştı..... bu arada yer altında kalan karıncılarda koloni kentin girişinden sızan gün ışığının yitmesi ardından hızla dolan toprak karşısında çaresiz kalakalmıştı... az ilerde gözüne takılan ince uzunca süpürge çöpüne yöneldiğinde solucanların yaşam alanını güneşten koruyan taş artık başka bir noktaya düşmüş ve yaşam alanları bu gün içinde olmasa yarın kuraklık alana dönüşecekti.... karıncalar ise kışlık çalışmalarına ara vererek yeniden yaşam alanlarını inşaya yönelmek zorundaydılar... çocuk ise eline aldığı süpürge çöpü ile yürüyordu... birden durdu..... hafiften pamukçuklaşmış örümcek yuvasının kapağı dikkatini çekti ... biraz daha etrafa dikkatlice baktı, bir tane daha örümcek yuvası buldu... elindeki süpürge çöpünün ucuna baktı.... sonra sabah evden çıkmadan önce annesinin kulaklarını temizlemek için kullandığı pamuklardan paketinden koparıp cebine koyduğu pamuk parçası geldi...cebinden pamuk parçasını çıkardı bir parça kopararak süpürge çöpünün ucuna doladı... ardından doladığı pamuğu tükürerek ıslattı ve ilk gördüğü örümcek yuvasının başına gidip çömeldi. yavaşça pamukcuklanmış kapağı kaldırdı ve süpürge çöpünü yavaş yavaş örümcek yuvasına saldı, saldı... bir müddet bekledikten sonra yavaş yavaş çekerek yukarı aldı süpürge çubuğunu ... çubuğun ucunda pamuğa sarılmış örümceği görünce bastı kahkahayı... ardından düz bir taş parçası üzerine götürüp süpürge çöpünü hafif hafif sallayarak örümceği taşın üstüne düşürdü.. hızla ikinci örümcek yuvasına yöneldi. birinci yuvadaki titizlikle ikinci yuvanın da pamukçuklanmış kapağını açtı... çöpü yavaş yavaş saldı, saldı... bekledi ve yavaş yavaş yukarı çekti ama bu sefer umduğu gibi yeni bir örümcek bulamamıştı... sinirlendi. örümcek yuvasının kapağına bir tekme attı.. durdu... etrafına bakındı... az ilerde yerdeki çürük elma dikkatini çekti tam sapının yanında kafasını dışarı çıkarmış küçük bir kurtçuk etrafı bakınıyordu... çocuk hiçbir şeyin farkında değildi ve çürük elmaya son kuvvetti ile bir tekme attı... elma yerden parçalanarak havalanırken etrafı seyreden kurtçuk elmadaki yuvasından koparak ayrıldı, bir müddet havada uçtuktan sonra yere düştü...tam bu sırada olayları anlamaya çalışan sığırcık kuşu elmadan koparak havada uçan kurtçuğu takip etmeye başladı..... ve sığırcık durduğu yerden hızla havalanıp kurtçuğun düşmek üzere olduğu yere yönlendi... kendine doğru hareketlenmiş sığırcık kuşunu gören elma kurdu her zaman özendiği kuşlar gibi havadaydı.... kendisinin de sığırcık gibi havada olmasından dolayı önce derin bir özgürlüğe sahip olduğu hissine kapıldı .. artık doğal ortamı olarak tanımlanmış bir elmanın büyüklüğü içinde hapis değildi...üstelikte uçuyordu... derken yere düştü bu düşüş onu oldukça yıprattı ne olduğunu anlamaya çalışırken sığırcığın gagasının içindeydi... bu sırada dışarıda kalan başı ile tekrardan yer yüzünden ayrılışını izliyordu amam nereye gittiği ve neden tekrar yükseldiğini anlamadan uçuyordu.... yoksa artık sonsuza kadar uçma yetisi mi kazanmıştı... sığırcığın gagasından dışarıda kalmış başı ile özgür olduğunu sana elma kurdunun farkına dahi varmayan çocuk bir başka örümcek yuvası buldu. yeni bulduğu yuvanın başına çökerken süpürge çöpünün başındaki pamuğu değiştirdi ve tükürüğü ile güzelce ıslattı... pamukcuk kaplamış örümcek yuvasının kapağını açtı, süpürge çöpünü yavaş yavaş yuvanın deliğinden aşağı salmaya başladı... durdu... bekledi ve tekrar çöpü çok sakin bir şekilde delikten yukarı çekti ve ... "evet , bu kadar "diye bağırarak ikinci örümceği de yuvasından almayı başardı... çöktüğü yuvanın başından kalktı daha önce çıkardığı örümceği bıraktığı taşın yanına elinde ki süpürge çöpündeki yeni örümcek ile yöneldi.... ve taşın başına gelip süpürge çöpündeki pamuğa tutunmuş ikinci örümceğin yanına bıraktı... geri çekildi ve yan yana düşen iki örümcek nedeni bilinmeyen bir hız ile kavgaya tutuştu.. onların kavgasını bir süre izleyen çocuk çok geçmeden sıkıldı ve gülerek oradan uzaklaştı... kenarına gelip oturduğu bahçe duvarın bu sefer üzerine tırmandı.. yakındaki dallardan birine uzanıp bir elma kopardı... kopardığı elmayı tişörtüne silerek temizledi... bir diş ısırdı ve ardından duvardan atlayarak hızla koşmaya başladı... ardından bıraktığı tüm hayvanların gözden kaybolup gitti...
25 Ağustos 2015

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar